Dervişlerle Hasbihal -
her hakkı saklıdır - 2014
®

olumecel

AliHaydarEfendi

;">Ali Haydar Efendi  
İstanbul-Fâtih-Çarşamba'daki Şeyh İsmet Efendi
Dergahının son şeyhi. İsmi, Ali Haydar olup, babası Şerîf Efendidir.
Ahıskalı Ali Haydar Efendi diye meşhûr olmuştur.
1870 (H.1288) senesinde Batum'un Ahıska kazasında doğdu.
1960 (H.1380) senesinde İstanbul'da vefât etti.
Kabri Edirnekapı Sakızağacı kabristanındadır.

İki yaşındayken annesini, dört yaşındayken
babasını kaybeden Ali Haydar Efendi
ilk tahsîlini memleketinde yaptı. Erzurum'a
gelerek oradaki Bakırcı Medresesine sonra,
İstanbul'a gidip Fâtih Câmiinde derslere devâm etti.
Tahsîlini tamamlayıp, Bâyezîd Dersiâmlarından Çarşambalı
Hoca Ahmed Hamdi Efendiden 1901 senesinde icâzet aldı. Bir yandan hocasının
derslerine devâm ederken diğer yandan kâdı yetiştiren Medreset-ül-kuzât'a
gidip 1906 yılında mezûn oldu. Dînî derslerden yapılan imtihanı kazanıp,
Fâtih Câmiinde talebe okutmaya başladı. Böylece Fâtih Dersiâmları
arasında yer aldı. 1909 senesinde Fetvâhânede fetvâ yazmakla vazîfelendirildi.
Sahn-ı Seman (Fâtih) Medreseleri fıkıh müderrisliğine tâyin edildi.

Bu sırada talebelere yardım toplamak için gittiği Bandırma'da
ramazan ayında halka vâz etti. Vâzlarında, tasavvuf ve tarîkat ehli aleyhinde de
konuşuyordu. Bir gün sabah namazında kürsüye çıkarak; "Burada Bezzâz Ali Rızâ Efendi var,
şöyle yapar, böyle yapar." diye aleyhinde konuştu. Cemâatin içinde Bezzâz Ali Efendinin
talebelerinden Börekçi Hasan Efendi adında biri vardı. Namazdan sonra
Bezzâz Ali Rızâ Efendinin yanına gidip durumu hocasına anlattı. Bezzâz Ali Rızâ Efendi;
"Hiç merak etme, çok yakında bizim yanımıza gelecek." cevâbını verdi. Çok geçmeden
Ali Haydar Efendinin gönlüne bir ateş düştü. Tasavvufa ve tasavvuf erbâbına karşı alâka
duymaya başladı. Cübbeyi ve sarığı çıkarıp câmiden çıktı, pazar yerinde bez satan
Bezzâz Ali Rızâ Efendinin yanına giderek, söylediklerinden pişmanlık duyduğunu
bildirip, yalvararak; "Beni evlatlığa kabûl et." dedi. Bezzâz Ali Rızâ Efendi kolundan
tuttu, sırtını okşadı ve; "İstanbul'da Hacı Ahmed Efendi var, ona git." dedi. 

Ahıskalı Ali Haydar Efendi İstanbul'a gelip Hacı Ahmed Efendiyi buldu.
O da; "Topkapı'da Ali Efendi var ona git." dedi. Topkapı'ya giden
Ahıskalı Ali Haydar Efendi kendisine bildirilen köhne bir evin kapısını çaldı.
Yarım saat kadar kapıda bekledi. O anda kendisinin huzur dersleri Baş Mukarrir
ve Baş Muhatabı olduğunu düşünüp kendi kendisine; "Böyle bir adamken bu köhne
evin kapısında bekliyorum!" dedi. Daha sonra kapı açılıp, bir kız çocuğu çıktı ve;
"Buyurun içeri." dedi. İçeri girenAli Haydar Efendi bir saat daha bekledi.
Bu bekleyişi sırasında yine makâmını ve mevkıini düşündü. Bu sırada
saçı-başı birbirine karışmış, kambur bir adam içeri girdi.
Bu kimsenin Ali Efendi olduğunu anlayan Ali Haydar Efendi
hemen elini öpmek istedi. Fakat o kimse; "Çek, çek elini,
ben samîmiyetsizlere el vermem." dedi. Ahıskalı Ali Haydar Efendi
kendisinin sıfatlarını ve makamlarını saymaya başlayınca o zat; "Sus, sus!"
diyerek azarladı. Ali Haydar Efendi ağlamaya başlayınca da; "Yâ! Amma
da cümbüş hocasıymışsın, şaka yaptım." dedi. O anda kendinde bâzı değişiklikler hisseden
Ali Haydar Efendi Ali Efendiye talebe olup sohbet ve derslerine devâm etti.
Tasavvuf yolunda ilerledi. Ali Rızâ Efendinin vefâtı üzerine 1914 senesinde
Şeyh İsmet Efendi dergâhı postnişinliğine, vakıf şartı gereğince,
Ali Rızâ Efendinin talebeleri tarafından seçildi. Fakat iktidarda olan İttihat
ve Terakki hükümeti onun bu vazîfeye getirilmesine mâni oldu.
Usulsüz olan bu uygulama dergâh mensupları arasında huzursuzluğa yol açtı.

Derin bir bilgisi ve kuvvetli bir hitâbet gücü olan Ahıskalı Ali Haydar Efendi,
Mart 1915'te şeyhülislâmlıkta yeni kurulan "Te'lif-i Mesâil Heyeti" reisliğine tâyin edildi.
Bu görevi esnâsında Mecelle'yi ikmâl için kurulan komisyonda vazîfe aldı ve
iki senede Kitâb-ül-Büyû' (Alış-veriş kitabı) ve Kitab-ül-İcâre'yi hazırladı.

Birinci Dünyâ Harbi boyunca bu vazîfeyi devâm ettiren Ahıskalı Ali Haydar Efendi
1916 senesinden îtibâren her ramazan ayında huzur dersleri
(pâdişâh huzûrunda yapılan ilmî ders ve sohbet toplantıları)
başmuhâtaplığı vazîfesini yürüttü. Bu vazîfesi 1923 senesine kadar sürdü
ve pâdişâhlığın kaldırılmasıyla son buldu.

Ahıskalı Ali Haydar Efendinin postnişinliğine mâni olunmakla ilgili
usulsüz uygulama, mürîdândan Hâfız Halil Sâmi Efendi tarafından
yazılan bir dilekçe ile saraya intikâl ettirildi. Nihâyet 1919 senesinde
Ali Haydar Efendinin postnişinliği pâdişâh tarafından tasdik edilerek
vazîfesi kendisine iâde edildi. Bu vazîfesi tekke ve zâviyeler kapanıncaya kadar
devâm etti. Şeyhülislâmlığın kaldırılması, tekke ve zâviyelerin kapatılmasından
sonra açıkta kaldı, sâdece dersiâm maaşı ile iktifâ etti. Cebecibaşı Mahallesinde
bulunan Şeyh İsmet Efendi dergâhında ikâmet etti.

Dört pâdişâhın zamanında bilfiil vazîfe yapmış olan ve bilhassa
Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın iltifatlarına kavuşan Ahıskalı Ali Haydar Efendi,
Cumhûriyet devri boyunca dînî tedrisât ile meşgûl oldu. Yirmi beş yıl boyunca göz hapsinde tutuldu.

Oğlu Hâlid Gürbüzler babasıyla ilgili olarak şunları söylemektedir: 

"Babam kimseyle kötü olmamamızı söylerdi. Oturalım, çaylar,
kahveler içelim demez, devamlı ilimle meşgûl olurdu. Erzurum'dan
Alvarlı Mehmed Efendi, Ramazanoğlu Sâmi Efendi sık sık ziyaretine gelirlerdi.
Hasib Efendi ile Mehmed Zahid Kotku Efendi de gelirlerdi. Devrin bütün âlimleri
ziyâretine gelir, sohbet ederlerdi."


Din ve devlet hizmeti görenlere büyük kıymet veren AhıskalıAli Haydar Efendi
talebelerinin ve sevenlerinin ilmî yönden daha ileri olmalarını ister;
"Sulbümden değil, yolumdan gelen benim evladımdır." derdi. Kendisi ilmî mütâlaayı
hiç bırakmazdı. Zevcesi Hanife Hanıma; "Hanife, Hanife yeni bir câhilliğimi daha gördüm.
Yeni bir şey daha öğrendim." derdi. Kendi tahsilinin kısa olduğundan bahs ederek;
"Benim tahsil müddetim beş senedir." derdi.

Sert mizaçlı bir insandı. İbâdete çok düşkündü. Geniş çaplı düşünür,
müslümanların idâresi hakkında ihlâslı ve temiz insanların söz sâhibi olmasını,
milletin ve devletin devâmını isterdi.

Küçük oğlu Behâeddîn Gürbüzler'in ifâde ettiğine göre, ilim öğrenmek,
öğretmek ve insanlara İslâmiyeti anlatmakla meşgûl olurdu. Siyâsetle meşgûl olmazdı.
Hatta İttihat ve Terakki fırkasına girmesi için Hüseyin Câhit ve Talat Paşa tarafından
teklifte bulunulmasına rağmen, tekliflerini kabûl etmemişti. Talebelerine siyâsetten
uzak durmalarını tavsiye ederdi.

Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra Türkiye'de kurulan yeni idâreye karşı
olduğu öne sürülerek Ankara'ya götürülmüştü. Ankara'da İskilipli Âtıf Hoca ile
birlikte zor şartlar altında hapishânede kaldığı sırada rüyâsında şeyhini gördü.
Şeyhi ona; "Oğlum kırk bir defâ Fetih sûresini okursan kurtulursun." dedi.
Ahıskalı Ali Haydar Efendi okumaya başladı. Bir yandan da okuduğu sayıyı
ranzaya işâretliyordu. Onun böyle yaptığını gören İskilipli Âtıf Efendi;
"Hoca ne yapıyorsun?" diye sorunca; "Rüyâmda şeyhim böyle böyle söyledi.
Sen de oku kurtulursun." dedi. Âtıf Efendi; "Bu gece rüyâmda Peygamber efendimizi gördüm.
Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, ben seni çağırıyorum, sen
müdâfaanı (savunmanı) hazırlıyorsun! buyurdu. Ben de müdâfaanâmemi yırttım."
dedi. Ahıskalı Ali Haydar Efendi okumaya devâm etti. Daha sonra kurtuldu.

Dînî ilimlere vâkıf olan Ahıskalı Ali Haydar Efendi, kuvvetli hitâbetiyle
dinleyenleri tesir altında bırakırdı. Ömrünü İslâm dînini öğrenmeye ve
öğretmeye vermişti. Kur'ân-ı kerîmi çok oku
rdu. Nefse güvenmemeyi telkin ederdi. Talebelerine ve sevenlerine
nasîhatlarda bulunurdu. Zamânın şartlarına göre dînî konuları anlatmak
hâricinde sessiz bir hayat yaşadı.

Vefâtından on gün evvel Fâtih-Çarşamba'daki Şeyh İsmet Efendi dergâhının
yakınındaki evinde komaya girdi. On gün bitkisel hayat sürdü.
Ağustos 1960 (H.1380) günü yarı beline kadar doğruldu.
"Allah" diyerek rûhunu teslim etti. Cenâzesini Mehmed Zâhid Kotku Efendi ile
Ramazanoğlu Sami Efendi yıkadılar. Hocası olan Reîs-ül-Ulema Çarşambalı
Ahmed Efendinin de kabrinin bulunduğu Fâtih Câmii kabristanına defn edilmesi istendi.
Fakat buna müsâde edilmedi. Yavuz Selîm Câmiinde Ramazanoğlu Sâmi Efendi
tarafından kıldırılan cenâze namazından sonra Sakızağacı kabristanında defn edildi.
Bugün 19386 ziyaretçi (101719 klik) kişi burdaydı!
 

Bugün: 16
Tıklanma Sayısı: 79 Buradasın: AliHaydarEfendi

  CCBot/2.0 (https://commoncrawl.org/faq/)   34.204.11.236  
     
Yandex.Metrica
Bu tasarım Derviş Sami Tarafından Düzeltirmiştir. Emeğe Saygısızlık Yapılamaz!..
dervislermekani.tr.gg / 2014 - 2015
Google ChromeMozilla Firefox
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=